Aisopos ve Birkaç macera..

Aisopos ve Birkaç Macera../Elif KARACAN

Aisopos hepimizin çocukluğundan gelmiş geçmiş en seçkin kitap mahsullerinden bir tanesi.Mutlak herkesin okuduğu bir Aisopos masalı vardır.Eğer yoksa hemen almanızı ve çocuğunuza, kardeşinize okutmanızı öneririm.

Aisopos masalları fabl şeklindedir.Hayvanları insanlara benzeterek olaylardan öğüt almayı sağlar Aisopos.Rum-Yunan olan bu yazarın, eserlerinde bir farklılığı vardır meselelerin çözüm noktasında.Kısa fabllardır ve sonunda nasıl öğüt almamızı gereken bir-iki paragraf yazı bulunur.Aisopos’un kim olduğuna dair ise kesin ve net olarak bir kanıt yoktur.Bildiğimiz tek şey, Aisopos yıllar önce yaşamış ve masallarını çıkarmış ortaya.Biz de bu masallardan “asırlardır” faydalanmaktayız.Ki Aisopos’un öyle bir dili vardır ki, okuyucuyu içine hapseder.Bu okuyucular genelde tabii ki küçükler olur.(Eğer yedi-sekiz yaşlarındaki bir çocuk kitapları okumaktan sıkılıyorsa ona Aisopos masallarından verin.Gerçekten seveceğine emin olabilirsiniz.)

Aisopos’un diğer fabl yazarlarına oranla daha geniş bir okuyucu kitlesi vardır.Bunun sebebini, gerçekten okuyucuya kitap okuma zevkini tattırdığına ve fabl okumayı sevdirdiğine bağlıyorum.Ki diğer fablcılar gibi anlatmaz.Özgün bir dili var diye düşünüyorum.İnsan iyi öğütler alıyor onun masallarından.

Küçükken bir Aisopos aşığıydım ve ablama sık sık masalların sonunda geçen paragrafları ezberleyip tekrarlardım.Yani bilmişlik yapardım aramızda altı yaş olmasına rağmen.Yaklaşık yedi-sekiz yaşlardayken elime geçti kitap ve defalarca okudum.Öyle beğendim ki hiç elimden bırakamıyordum.Okulda da okuma saatlerimizde Aisopos’u okurdum.Öğretmenim her hafta kaldırır bu hafta hangi kitabı okuduğumuzu sorardı, ben de hep Aisopos’un masallarından birini anlatırdım.Artık ona da, sınıftakilere de sıkıntı basıyordu bilmişlik yapar gibi masalları okuyup açıklamam.Hatta bir arkadaşım bana bu masalların nasihadını nasıl açıkladığımı, nasıl daha o yaştayken düzgün diksiyon olarak cümleler kurabildiğimi sordu.Ben de açıkça onların masallların sonunda yazdığını, benim de onları ezberlediğimi anlattım.Onları kandırıyormuş gibiymişim.Asla!Bana sorsaydı herkes,aynı cevabı yine verirdim..

Annem hep bu kitaptan bıkamadığımı sorardı.Ben de hiçbir zaman bıkmadığımı ve arkasından aklımda kalan kitaptaki masalları anlatıverirdim kadıncağıza.Bu nedenle çok acımışımdır anneme.Saatlerce oturur beni dinlerdi zavallım.Arada bir ablama da bilgelik yaparken onun da zayıf noktalarını bulduğumda yine çok biliyormuşçasına bir şeyler söylenirdim.O da gider anneme şikayet ederdi.Ben de sırf duygu sömürüsü olarak: “kitap okumam kötü mü?İyi bundan sonra okumam ben de!” derdim her defasında.Herkesi de muma çevirirdim o anda zaten.Ablam deliye döner, bir şey de gelmezdi elinden gerçi.

Komik tarafıysa, bütün arkadaşlarıma durduk yere Aisopos “maceralarım”ı anlatmam olurdu.Evet, “maceralarım” .Çünkü okurken kafamda şekillendiriyordum olayı, hayvanları ve öyle okuyordum.”Aslan kurt gibi ağzını açtı” diye bir cümle mi okudum, hayalimde canlandırıp onu taklit ederdim canlı olarak.Arkadaşlarım bu yüzden hiç bıkmadılar benim Aisopos maceralarımdan.Ben de bıkmazdım anlatmaktan ve Aisopos’un hayranı olmaktan.Çünkü herkese komik geldiği gibi bana da gülünç geliyordu canlı canlı taklit etmem.Ama yine de yapıyordum yapacağımı.

Aisopos’la geçmişim uzundur benim.Bir Aisopos masalı anlatayım da dinleyin o halde:

Deve,Fil Bir De Maymun

Hayvanlar toplanmışlar,kendilerine bir kral seçmek istemişler.Deve ile fil, boylarını, kuvvetlerini öne sürerek ötekilerden üstün olduklarını söylemiş,kendileri kral olmak istemişler.Ama maymun kalkıp:”Onlar kral olamaz”, demiş.”Deve öfke nedir bilmez, kötülere kızıp cezalandırmaz ki!File gelince,o da domuz yavrusından korkar; ya bir domuz yavrusu gelip de bize saldırırsa ne olur bizim halimiz?!”

-Bazen küçük bir sebep, insanın büyük yerlere geçmesine engel olur,bu masal onu gösteriyor.

İşte Aisopos’un masalı.Ne kadar güzel bir öğüt vermiş ki, insanların sık sık başına gelen bir olay bu.İnsan, en küçük bir elinde olmayan sebebi bile olsa büyük koltukları kaçırabiliyor.Aisopos ne güzel anlatmış, dillendirmiş.

Bir söylentiye göre de Aisopos, altıyüzlü yıllardayken yaşamış.O, insanları öyle güzel cezalandırıyormuşki bu masallarıyla(Tabii bunlar yalnızca söylenti.) insanlar ibret alıp imreniyorlarmış Aisopos’a.

Aisopos’u görebilseydim soracağım ilk soru şu olurdu herhalde:”Yeni Aisopos’ları keşfetmeye ne dersiniz?”

Ki yeni Aisopos'lar da gelsin, yeniden güzel fabllarımız olsun.Yeni, üretken fikirlerimiz olsun.Yenilenebilelim ki devam etsin güzel masallar, fabllar..

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !